Disleksi ve Aile İlişkisi

Güncelleme tarihi: 20 Kas 2020

Öğrenme ortamı başarıda önemli bir faktördür. Çevresel faktörler sınıf ortamını, okulu ve öğrenme ve öğretme ile ilgili çeşitli faktörleri de içerir. Çevrenin etkisi disleksi çocuklar için daha da fazladır. Ailesel faktörler dislekside kalıtım ile ilgili bir durum olmasına rağmen aileden kaynaklanan birtakım çevresel faktörlerin de disleksinin gelişmesinde etkili olduğu görülmüştür.

Bununla birlikte aileden kaynaklı faktörlerin genel ve çevresel faktörler arasındaki ilişki de ne derece etkilendiğini yönelik tartışmalar devam etmektedir. Disleksinin çocuklarda gelişimini değerlendirirken aileden gelen genler ve çevresel faktörler arasındaki ilişkiyi değerlendirmek gerekmektedir. Diğer bir deyişle aileden gelen genlerin çevrede nasıl bir etkileşime geçtiği üzerinde durulabilir. Eğer ailede genetik olarak disleksi ile ilgili bir takım bağlantılar varsa bu çocuğun genler yoluyla bu tür özelliklere almasına neden olacaktır.



Çevresel olarak aileden dolayı ortaya çıkan faktörler henüz çocuk dünyaya gelmekden etkili olabilmektedir. Örneğin, bir annenin gebelik sırasında sigarayı, alkolü veya başka ilaçları kullanmasının doğmamış çocuğa zarar verebileceğini göstermektedir (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 2001; Roy, 1994; Wakschlag, Lahey ve Loeber, 1997). Bilim adamları, gebelik sırasında sigara içen annelerin daha küçük bebekleri doğurma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ortaya koymuşlardır. Erken doğan bebekler, özellikle de belirli bir kilonun altında doğan çocuklar öğrenme güçlüğü de dâhil olmak üzere çeşitli sorunlarla karşılama riskiyle karşı karşıyadırlar. (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 2001; Roy, 1994; Wakschlag ve ark., 1997 ). Alkol aynı zamanda fetüsün gelişmekte olan beyni için tehlikeli olabilir (Coles ve diğerleri, 1991; Dumas, 1994; Gusella ve Fried, 1984; Hanson, 1992; Kennedy ve Mukerji, 1986; Lucchi ve Covelli, 1984; Mattson ve ark. 1994; Mayo Kliniği Personeli, 2007b; Rawat, 1977; Shaywitz ve Cohen 1980; Streissguth, Barr ve Sampson, 1986; Sulik, Johnston, ve Webb, 1981). Alkolün gelişmekte olan nöronları etkileyebileceği düşünülmektedir. Hamilelik sırasında alkol kullanımı, çocuğun gelişimini etkileyebilir ve öğrenme, dikkat, hafıza veya problem çözme sorunlarına neden olabilir. Esrar ve kokain gibi zararlı maddelerin yaygın kullanımı, öğrenme güçlükleri ile ilişkili belirtilerin artmasıyla ilişkilendirilmiştir (Abel, 1985; Fried ve Smith, 2001; Fried ve Watkinson, 1992). Bazı öğrenme güçlüğü olan çocukların konuşma seslerini veya harfleri algılamada zorluk çekmesi nedeniyle, bazı araştırmacılar, öğrenme güçlüğünün yanı sıra DEHB'nin hatalı reseptörlerle ilişkili olabileceğine inanmaktadır. Mevcut araştırmalar, reseptör hasarının muhtemel bir nedeni olarak uyuşturucu ve benzeri kötüye kullanımına işaret etmektedir. Disleksi ile ilgili bir diğer olası risk faktörü ise okul öncesi dönemde ortaya çıkan dil bozukluklarıdır. Ailesel faktörler nedeniyle disleksi özellikler gösteren çocuklar dil ve konuşma gelişiminde gerilik ve güçlükler yaşarlar ve bu çocukların pek çoğu geç konuşurlar. Geç konuşan çocukların aileleriyle yapılan araştırmalarda bu çocukların ailelerinde de okuma güçlüklerine tespit edildiği ortaya çıkmıştır. Diğer bir deyişle ailesinde okuma güçlüğü olan çocuklarda okul öncesi dönemde dil ve konuşma geriliğinin ortaya çıkma riski yüksektir (Duff, Reen, Plunkett ve Nation, 2015). 2015 yılında İngiliz bilim adamları çocukların kelime bilgisi ve okul çağı dil becerileri arasındaki ilişkiyi 159 farklı okuldan 300 çocuk üzerinde inceleyerek bu uzun süreli ilişkinin aile geçmişiyle tahmin edilebilirliğini ortaya koyan bir çalışma gerçekleştirmişlerdir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, çocukların iki yaşındaki kelime bilgileri ile beş yaşındaki kelime bilgileri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ve bu ilişkinin ortaya çıkmasında aile faktörünün önemli bir yere sahip olduğunu göstermiştir. Disleksi ile kalıtım arasındaki ilişki yüksek olmasına rağmen, disleksisi olan bir ebeveynin çocuklarında da disleksi görülme olasılığı % 23- %65 arası (Shaywitz, 2003) olduğu için bu ikili arasındaki ilişki mükemmel değildir. Bu sonuç, disleksiye karşı hafif eğilimi olan bir bireyin çevresinin temel becerilerin gelişimini desteklemek veya desteklememek üzere hizmet edebileceği anlamına gelir. Disleksinin ortaya çıkmasında çevresel faktörlerin etkili olup olmadığına dair tartışmalar artık bilim çevreleri tarafından gereksiz görülmektedir. Çünkü bu ilişki pek çok araştırmayla ortaya konmuştur. Ancak çevresel faktörlerin disleksinin ortaya çıkmasında ne derece etkili olduğuna dair tartışmalar ise halen devam etmektedir.





Doç. Dr. Orhan ÇAKIROĞLU

Trabzon Üniversitesi

Özel Eğitim Bölümü

cakirogluorhan@gmail.com


258 görüntüleme0 yorum